MissaXStarlar: Sadie Summers
Üvey Annemle Babamın Parasını Çaldık Türkçe Altyazılı Porno
Sadie Summers, evin salonunda oturmuş, elleri titreyerek kapıyı bekliyordu. Üvey oğlu Robby’nin ayak seslerini duyduğu anda ayağa fırladı. Robby içeri girdiğinde yüzünde hem yorgunluk hem de gizli bir zafer vardı. “İşlem tamam,” dedi kısaca. “Babamın parasının büyük kısmını aldım. Artık gidebiliriz.”
Sadie’nin kalbi hızla çarpmaya başladı. Uzun zamandır planladıkları bu an sonunda gelmişti ama korku bir anda her şeyi kapladı. “Ya yakalanırsak?” diye fısıldadı. “Polislerin her an kapıyı kırabileceğini düşünüyorum. Ya da daha kötüsü… babanın öğrenmesi.” Robby yanına yaklaştı, ellerini onun omuzlarına koydu. “Güven bana. Fark etmeyecek. Zamanımız var.” Sadie derin bir nefes aldı, sonra yavaşça gülümsedi. “O zaman önümüzdeki bütün hayatımız var.” İkisi de birbirine sarıldı. Öpücükleri uzun ve tutkuluydu; sanki yıllardır bastırdıkları her şeyi o anda serbest bırakmışlardı.
Gece boyunca sessizce hazırlık yaptılar. Valizler hazırdı, planlar netti. Ertesi sabah Sadie, kocası işe gittikten sonra Robby’nin odasına girdi. “Her şey hazır,” dedi. “Artık gidebiliriz.” Tam o sırada aşağıdan kapı sesi geldi. Sadie’nin yüzü bembeyaz kesildi. “Bir şey unutmuş olmalı,” diye mırıldandı ve hızla aşağı indi.
Mutfakta kocasını bulduğunda, adamın yüzü öfkeyle gerilmişti. “Paramı nerede?” diye sordu. Sadie cevap veremedi. Gözleri dolmuş, sandalyeye yığılmıştı. Adam, paranın kaybolduğunu anlamıştı ama asıl gerçeği bilmiyordu. Sadie’yi hırsızlıkla suçlayıp evi terk ettiğinde, Robby mutfağa girdi. Annesini ağlarken buldu. “Biliyor,” dedi Sadie boğuk bir sesle. “Ama her şeyi bilmiyor. Henüz.”
İkisi de o anın ağırlığını hissetti. Robby, Sadie’yi yerden kaldırdı. Korku, adrenalin ve uzun zamandır bastırılan arzu bir anda birleşti. Sadie hâlâ sabahlıktaydı. Robby’nin dokunuşları önce teselli gibi başladı, sonra hızla değişti. Mutfakta, evin ortasında, her an kocanın geri dönebileceği gerçeğiyle birlikte birbirlerine sarıldılar. Sadie, “Gitmeliyiz,” diye fısıldadı. “Paramız olmasa bile. Burada kalamayız.”
Hızla üst katta giyindi. Evi terk ederken kapıda durdu ve uzun uzun baktı. Yıllardır içinde yaşadığı o rahat hayata, büyük evin duvarlarına, alıştığı düzene son bir kez göz gezdirdi. Sonra arkasını döndü ve Robby’nin yanına geçti. Artık geri dönüş yoktu.
Kiralık evleri küçük ve sade bir yerdi. Robby kapıyı kilitler kilitlemez pencereleri kontrol etmeye başladı. “Bizi bulabilir,” dedi endişeyle. “Bizi kendine ait görüyor. Kaybetmeyi kabul etmez.” Sadie yanına oturdu. “Bütün parasını geri bıraktım,” dedi. “Ama mesele para değil. Benim de gittiğimi görünce…” Robby sözünü tamamladı: “Utanç duyacak. Ve intikam almak isteyecek.”
Sadie bir an sessiz kaldı, sonra yavaşça gülümsedi. “Ben her zaman bir oğul istedim,” dedi. “Güzel, yakışıklı bir oğul.” Robby onun elini tuttu. “Artık sonsuza kadar seninim.” Sadie’nin gözleri doldu. “Sana bir şey olmasını istemiyorum. Hiçbir şey.” Robby onu kendine çekti. “En azından birbirimiz varız.”
İkisi de yatağa uzandığında, dışarıdan geçen bir siren sesi ikisini de irkiltti. Birkaç saniye nefeslerini tuttular. Sonra anladılar ki ambulansmış. Gülümseyerek birbirlerine sarıldılar. Sadie, Robby’nin saçlarını okşarken fısıldadı: “Sen çok iyi bir çocuksun…”
O andan itibaren korku yavaş yavaş yerini başka bir şeye bıraktı. Sadie, Robby’nin kollarında kendini güvende hissetti. Yıllardır süren gizli yakınlıkları artık açık bir kaçışa dönüşmüştü. Robby, annesinin bedenini yavaşça keşfederken Sadie gözlerini kapadı. “Annene kendini böyle iyi hissettiriyorsun,” diye mırıldandı. Sesinde hem şefkat hem de derin bir arzu vardı.
İkisi de biliyordu ki bu hayat kolay olmayacaktı. Babasının peşlerinden gelebileceği, bir gün yakalanabilecekleri korkusu hep yanlarındaydı. Ama o korkunun ortasında, birbirlerine tutunmak tek gerçekleri haline gelmişti. Sadie, eski hayatını geride bırakmanın ağırlığını hâlâ omuzlarında hissediyordu. Büyük ev, rahat yaşam, toplumsal düzen… Hepsi geride kalmıştı. Karşılığında elinde sadece Robby vardı. Ve o an için bu yeterliydi.
Robby, “Kimsenin bizi tanımadığı bir yere gidelim,” dedi. Sadie başını onun göğsüne yasladı. “Babanın asla bulamayacağı bir yere.” Dışarıda hayat normal akmaya devam ederken, içeride iki insan hem kaçak hem de birbirlerine ait hissediyordu. Sadie, Robby’nin tenine dokunurken uzun zamandır ilk kez gerçekten nefes alabildiğini düşündü. Artık geriye bakmak yoktu. Sadece ileriye, birlikte kuracakları o belirsiz ama ortak hayata bakıyorlardı.
Bu hikâye, bir hırsızlık planıyla başlayan ve iki insanın yasak bağını kaçınılmaz bir kaçışa dönüştüren bir anlatı. Sadie Summers’ın korkusu, tereddütü ve sonunda her şeyi göze alışı; Robby’nin ise hem koruyucu hem de arzulu hali, hikâyeyi ayakta tutuyor. Para, yalan, yakalanma korkusu ve tutku… Hepsi bir arada, küçük bir kiralık evin duvarları arasında sıkışıp kalıyor. Ve Sadie’nin fısıltısı hâlâ odada asılı duruyor: “Sen çok iyi bir çocuksun…”
